15 Temmuz 2012 Pazar

YERLEŞMEKLE DE BİTMİYOR Kİ BE KARDEŞİM!!!

Onlarca ay gözlerini karartıp çalıştın, çalıştın, çalıştın. Ne olacağını bilmeden, önüne koyulan tarihe koştun, koşturuldun. Önüne sorular konuldu çözdün, hedefler konuldu aştın. Sınav sonrasının güzel olacağını umut ederek çalıştın,çalıştın,çalıştın. Ne harcadığın emeği gözün gördü, ne bu süreçte dökülen paraları,ne de kazanmak uğruna vazgeçmek zorunda kaldığın onca şeyi… Ve gün geldi çattı,sınava girdin. Başlangıçta müthiş bir rahatlamaydı hissettiğin değil mi? Geçmişti artık, bitmişti. Öğretmen olmak istiyordun,tercihini yaptın, geldin üniversitene yerleştin. Hadi bakalım hayırlı olsun. Ama gel gör ki kardeşim iş yerleşmekle bitmiyor. Ben sana anlatayım da sonrasında karşılaşınca şaşırma. 

Bir kere kapıda giriş ücreti istiyorlar arkadaşım. Paran varsa geleceksin diyor kalantor amcalar. Sen müşteriden farksızsın burada. Hadi güç bela onu da verdin,geldin. Hoş geldin. Senin şimdi büyük umutların da vardır,her yerde profesörler,doçentler ,ellerinde kitaplarla koşuşturan öğrenciler, devasa labaratuvarlar… Bilimsel eğitimse aradığın, çokta fazla karşılaşabileceğini söyleyemem. Genellikle hocalarının bilimsellikten anladığı (illa ki orjinallerinden istenen) eğitim ve öğretim materyalleri olacaktır, kimse senin bunu temin edip edemeyeceğini önemsemez. Ders saati dışında seni toplantı bahanesiyle çağırıp kendi kitabının tanıtımını yapacak ve gelmeyeni de yok yazacaktır. Sonra, aldırıp kendi kitabını, sınavlarda seni o kitaptan sorumlu tutacaktır. Aslına bakarsan öğretmenlik adına öğreneceğini sen ne onların “staj” adını verdikleri ‘ öğrenciye bilinçli işkence’ çalışmasında öğreneceksin ne de formasyon derslerinde. Stajdan bahsedeyim biraz sana.Böyle bir zorunluluğun olacak. Seni oraya ‘öğretmenlik öğretmeye(?)’ götürecekler görünürde! Aslını söyleyeyim mi ben sana? Oturtacaklar bir köşeye ve orada unutacaklar seni. Sen ancak anlatarak öğrenirsin arkadaşım, yalnızca anlatarak!!! Yaşaman gerek.Karşına oturtup bir öğrenciyi “öğretmen” gerek. O zaman öğretmenliğin ne demek olduğunu anlayacaksın. O zaman staj dediğin şey amacına ulaşmış olur. İşte üniversitemizin bilimselliği!!! Sosyal ortam mı aradığın? Onu da söyleyeyim. Bir çok topluluğumuz var.Öğrenci kayıt ücretleriyle ayakta duran. Yapacakları çalışmalar için kendilerine yer bulamayan. Okulun topluluğu olup okulun imkanlarını kullanamayan. Yapacakları etkinlikler için para talep edilen. Burada da durum bu. Aklında bulunsun,kendi imkanını kendin yaratmak zorunda kalırsın burada. Ha birde unutmadan mükemmel(!) bir yemekhanemiz var. Tam ortasından bir paravanla ikiye ayrılmış! Etli yemek diye önümüze sunulan tabaktan ne yediğimizi bile bilemediğimiz… 

İşte budur eğitim fakültesi ve bileşenleri… Öğrenci merkezli eğitim diye adlandırılıp öğrencinin nerede olduğu bile belli olmayan, öğrenciye daha da önemlisi öğretmen adaylarına biçilen değerin ne olduğunu açıkça gösteren!!! Farkına var, farkına var ki ele geçirilmiş bir eğitim(!) kurumunda nasıl tutunabileceğini ve tüm bunları nasıl değiştirebileceğini bir düşün. Değiştirmek mi istiyorsun? Çözümün kendinden yani bizden başkasının elinde olmadığının farkına varacaksın!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder